İnsanlar, Facebook’ta emek harcadılar. Facebook timeline üzerinde insanların hikayeleri akıyor.
Facebook'ta güzel günlerimizi paylaştık: Yurt içi ve dışı tatiller, okul anıları, doğum
günleri, partiler, evlilikler tarçınlı kekler, şanslı kedi resimleri vs. Aynı dönmelerde kimsenin bilmediği maddi zorluklarımız,
hastalıklar ve acılarımızda oldu, belki de ölümler ama çok az insan acılarını ve
kayıplarını online dünyada paylaştı!
Hep güzel resimler,
videolar ve “anlamlı sözler” ile dolu ileti paylaşımlarımız oldu ve olacak. Zaman
zaman hamaset koyan yazılar ve resimler ama
olsun, bizler Facebook'da çok emek verdik.
“Söz
uçar, yazı kalır”dan, "offline yaşam toprak olur, online yaşam baki kalır”
idrakine geçiyoruz veya çoktan geçtik.
Görünmek istediğimiz
Çoğumuz Facebook ağına, yüzlerimizi yükledik. Birçoğumuz, “görünmek istediği” yüzünü; bir kısmımız inadına “gerçek yüzünü” bu sosyal medya ağında paylaştı. Belli bir kesim ise, online yaşam ve Face’se hiç yüz vermedi. Başka birileri ise, yüzlerini gizledi ama "kaçamak işler" için face-i diyarı kullandı. Sonuçta internet kullanan hiç kimse, Facebook mecrasını görmezden gelemedi…
"Onaylanmak"
Facebook
ya da genel olarak dijital dünya bize, haset ve şükranlarımızı kimseye zarar
vermeden yaşama olanağını verdi. Ve biz her kim olursak olalım, çoğunlukla “sadece onaylanmak” isteriz. Ve Facebook, Hepimizin hikâyesini
onaylıyor.
Ve biz
gideceğiz, siber dünyada izlerimiz kalacak, sanırım…